Travesti karşınızda dimdik duruyoruz

“Her gün kafamıza vurduğunuz ‘normal’ – ‘anormal’ travesti ikiliğiyle bizde temiz bir parçayı öldürmektesiniz” diyen örgütlerin açıklamasının tamamı şöyle:

Ne boka yaradı normal olmak?

02 Temmuz 2014 öğle saatlerinde, Okyanus Efe Özyavuz adlı bir trans erkek hayatına son verdi. 17 yaşında başarılı bir sporcu olan Okyanus, sosyal medya hesabında intiharının ardındaki sebebe işaret ediyordu: “Ne boka yaradı normal olmak?”

Okyanus’u bir tek sözünden anlayan yüzlerce trans birey olarak size Okyanus’un neden öldüğünü açıklamak istiyoruz: Gözünüzü kapatın ve hayal edin… Sabah, kendinizi ait hissettiğiniz cinsiyete uymayan bir bedenle uyandığınızı hayal edin. Bir kıyafet gibi parçalayıp atamadığınızı, o tenle, o tene bakıp size ona göre davranan insanların gözleriyle, sözleriyle, tacizkâr öğütleriyle boğulduğunuzu hayal edin!

Kimsenin gerçekten kim olduğunuzu görmediğini, anlamadığını hayal edin… Herkesin sizi o ten size uymuyor diye ittiğini, yadırgadığını, gittikçe içinize gömüldüğünüzü hayal edin! Dayanamıyor musunuz? Değişin? Sonsuza kadar kendinize yalan söylemek veya dünyayı karşınıza almak arasında seçim yapın. Her şeye karşı gelip, “anormal” olarak fişlenmeye boyun eğip kendiniz olabilmek için değişin… Yine de ömrünüzce “normal” kabul edilmemeye katlanmayı hayal edin…

Okyanus’un cinsiyet kimliğine itibar ediyoruz

Şu an bizi bir parça olsun anlasanız bile, bu haberi farklı bir isimle yayınlayacağınızı biliyoruz ve ısrarla “Okyanus” diyoruz. Onun giyimi ve seçtiği ismiyle ifade ettiği erkek kimliğine, devletin doğumda bacak aramıza bakarak tahsis ettiği kadın kimliğinden daha fazla itibar ediyoruz. Ve itham ediyoruz! Okyanus’u siz öldürdünüz, gazeteci, anne, baba, öğretmen, ağabey, abla, sevgili olan siz! Koşulsuz sevmeyi bilmeyen siz, her gün bize kafamıza vurduğunuz “normal” – “anormal” ikiliğiyle bizde temiz bir parçayı öldürmektesiniz.

Biz trans bireyler her gün, her an; sizlere rağmen yaşıyoruz. Tümüyle kurgu olan, kimsenin sığamadığı, o yere batası “normal”i korumak için; aile, toplum, devlet baskısı ile bizi sindirmeye çalışıyorsunuz. Sinmiyoruz! Varoluşumuz için özür dilemeyeceğiz! Bizi yok sayıyor, tuvaletlerden meslek okullarına kadar her şeyi kendi “normal”inize göre düzenleyip ağır ayrımcılıklar yaşamamıza yol açıyorsunuz. Yine de var olmaya devam ettiğimizde veya temel insan haklarımız için itiraz ettiğimizde her tür şiddetle, ölümle ve/veya intiharla bizi sınıyor, yok etmeye çalışıyorsunuz. Bitmeyeceğiz!

Faili devlet, faili toplum, faili “normal!”

Yeni Nefret Suçları Yasası’na LGBTİ’lerle ilgili maddeler eklemeyerek; devletin, şiddet tehlikesi altındayken bile bizleri görmezden gelmesi; bu ülkede trans bireylerin yaşam hakkına kastedildiği anlamına gelmektedir. Devletin; polisi, öğretmeni, doktoru, kanunu, yönetmeliği vasıtasıyla yol açtığı, yaşadığımız her türlü ayrımcılığın gerçekleşmesinde pay sahibi olması; barınma, eğitim, istihdam gibi temel haklarımıza sık sık sırf cinsiyet kimliğimiz nedeniyle erişmemizin engellenmesi; bu cinayetlerin ve intiharların zeminini oluşturan nedenlerden sadece bir kaçıdır. Duyuruyoruz: Faili devlet, faili toplum, faili “normal!”

Tertemiz bir parçamızı daha öldürdünüz; ama işte buradayız! Sessiz kalmayacağız! Örgütlenerek, dayanışarak, omuz omuza vererek karşınızda dimdik duruyoruz! Yok saymanız, görmezden gelmeniz, şiddetiniz hatta ölüme sürükleyişleriniz dahi bunu değiştiremeyecek. Kafanızı başka yere çevirseniz de yine bizi göreceksiniz. Alışın, varız, buradayız, gitmiyoruz!

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti Çağla ‘ nın katiline yaş indirimi istendi

Geçen Nisan ayında ilişkiyi girdiği travesti den kadın olmadığı gerekçesiyle parasını geri isteyen H.T., çıkan tartışmada 2 travestiden 1'ini öldürüp, diğerini de yaralamıştı. H.T. hakkında hazırlanan iddianamede, müebbet hapis cezası istendi.

50 LİRAYA ANLAŞTILAR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Büro'da görevli savcı tarafından hazırlanan iddianamede, 17 yaşındaki H.T.'nin 22 Nisan gecesi arkadaşı T.M. ile eğlenmek için Beyoğlu'na gittiği belirtildi. İddianamede, iki arkadaşın Tarlabaşı'nda görünümleri ve davranışları itibariyle kadın olduklarını zannettikleri iki kişi ile birlikte olmak için kişi başı 50 TL karşılığı anlaştıkları dile getirildi.

TRAVESTİ OLDUĞUNU FARK EDİNCE…

Şüpheli H.T.'nin "Çağla", arkadaşı T.M.nin de "Esmer" adlarını kullanan kişilerle birlikte olmak için Balo Sokak'ta bir eve gittikleri belirtilen iddianamede, Çağla ve Esmer'in travesti olmaları nedeniyle tartışma yaşandığı belirtildi. İddianamede, “H.T., Çağla'nın travesti olmasını ileri sürerek parasını geri istedi" dendi.

TABANCASINI ÇEKTİ

İddianamede olayın devamı şöyle anlatıldı: "Çağla'nın parayı vermemesi üzerine tartıştılar. H.T., olay kavga boyutuna varmadığı halde üzerinde taşıdığı tabancayı çekerek, önce salon kısmında yatan üçüncü travesti 'Nalan' isimli M. K.'ya ardından da Çağla isimli İ. Ö.'ye (25) ateş etti. İ.Ö., göğsünün tam ortasından girip sağ kürek kemiği üzerinden çıkan ateşli silah mermisi yaralanmasına bağlı olarak öldü."

SİLAH BAHÇE'DEN ÇIKTI

Olaydan sonra kaçan H.T.'nin iki gün sonra Cinayet Büro Amirliği'ne gelen telefon ihbarı üzerine Bahçeşehir'de oturduğu mahallede yakalandığı ve üzerinde olayda kullanılmayan başka bir ruhsatsız tabanca bulunduğu belirtildi. İddianamede, H.T.'nin olayda kullandığı silahı da oturdukları villanın karşısında bulunan komşularına ait villanın bahçesine gömdüğü belirtildi.

YAŞ İNDİRİMİ İSTENDİ

İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, H.T.'nin “Kasten adam öldürme" suçundan müebbet hapis, “Kasten adam yaralama" ve “Ruhsatsız silah taşıma" suçlarından da 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanması istendi. H.T.'nin suç tarihinde 18 yaşın altında olduğu kaydedilen iddianamede yaş indirimi istendi. Savcı, indirim sonrası H.T. hakkında 10 yıl 6 aydan 16 yıla kadar hapis cezasına hükmedilmesini istedi. İddianame, mahkeme tarafından kabul edildi.

 

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti “ Direniş ” ti , tüm hayatımız direnişti , hala da öyle !


Beyoğlu’nda bu yıl 22. kez düzenlenen LGBTİ  travesti Onur Yürüyüşü polis engeline takıldı. Fransız Konsolosluğu önünde TOMA destekli çevik kuvvet polisleriyle etten duvar ören emniyet kimsenin Taksim Meydanı’na çıkmasına izin vermedi. Gazi Parkı ve Atatürk Anıtı da polis çemberiyle kapatıldı.

LGBTİ Onur Yürüyüşü 2003’te 30 kişiyle başladı. 2010 yılında yürüyüşe katılanların sayısı yaklaşık 5000 kişiydi. Geçtiğimiz yıl Gezi Parkı protestolarının ardından düzenlenen yürüyüşte yaklaşık 50 bin kişi vardı.

Polis saat 17.00’de başlayacağı açıklanan yürüyüş öncesinde, İstiklal Caddesi’ni Fransız Konsolosluğu önünden kapattı ve Taksim Meydanı’na geçişlere izin vermedi. Yürüyüşe yaklaşık 1 saat kala da Gezi Parkı ve Atatürk Anıtı’nın etrafı polis tarafından çevrildi. Polis Taksim Meydanı’na girmek ve yürüyüşü buradan başlatmak isteyen kalabalığa izin vermedi ve İstiklal Caddesi’nde yürüyebileceklerini söyledi.
Yürüyüşten yaşanan gelişmeler:

Bunun üzerine yürüyüş polislerin önlem aldığı noktadan başladı. Yürüyüşte yurtdışından gelen grupların yanısıra, çocukları eşcinsel olan anneler de vardı. Anneler grubun önünde yürüyerek, “Benim çocuğum trans”, “Annenim yanındayım” ve “Koşulsuz sevgi mümkün” yazılı dövizler taşıdı. Kortejde birbirinden görkemli kıyafetler de yer aldı. Yürüyüşte en çok ilgi gören isim Trans Kraliçesi seçilen Yankı Bayramoğlu oldu.

NEREDESİN AŞKIM?

Geçtiğimiz yıl Gezi Parkı protestolarının ardından düzenlenen LGBTİ Onur Yürüyüşü’nün belki de en çok akılda kalan sloganı “Neredesin aşkım?” olmuştu. Slogan bu yılın da en çok söylenenleri arasındaydı. Grubun bir kısmı, “Neredesin aşkım?” diye bağırırken, diğer kısmı da “Buradayım aşkım” diye yanıt verdi. Yürüyüşte, “Faşizme karşı bacak omuza”, “Velev ki i…yiz”, “Dünya yerinden oynar i…ler özgür olsa” ve “AKP defol i…ler burada” sloganları attı. İstiklal Caddesi’nden geçenler yürüyüş kortejine alkışlarla destek verdi.

KONSOLOSLUKTAN BAYRAKLI DESTEK

İngiltere Konsolosluğu’nun twitter’daki adresinden yayınlanan mesajda, İngiliz bayrağının altında eşcinselleri temsil eden gökkuşağı bayrağının dalgalandığı bir fotoğrafla birlikte, “Bugün Taksim’de gerçekleşecek LGBT onur yürüyüşünü @UKinTurkey olarak destekliyoruz” denildi.

Öte yandan ABD Konsolosu Charles Hunter, "Eşcinselim ve LGBTİ'nin onur haftasında ben de varım" açıklamasında bulundu.

100 BİN KİŞİ KATILDI
Bu yıl 'Temas' başlığı altında organize edilen, LGBTİ’lerin hak mücadelelerinin ve taleplerinin gündeme taşındığı 22. İstanbul LGBTİ Onur Haftası, saat 17:00''de, Taksim'de yapılan 12. LGBTİ Onur Yürüyüşü ile son buldu.

Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks harekete destek veren 100 bin kişinin katıldığı ve yaklaşık 3 saat süren yürüyüşte "Dönmeler olmadan anayasa olmaz", "Nerdesin aşkım, burdayım aşkım", Homofobik değil toma fobiğiz", Homofobik devlet yıkacağız elbet", "Aşk, aşk! Hürriyet uzak olsun nefret", "Susma haykır eşcinseller vardır", "Dünya yerinden oynar ibneler-dönmeler özgür olsa" gibi sloganlar atıldı.

Demirören Alışveriş Merkezi'nin önünden geçerken "AVM'ler yıkılsın, Tayyip altında kalsın", "Demirören'e karşı ses çıkar" diye bağıran kitle "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" diyerek Gezi Direnişi'ne de selam yolladı. Türkiye'nin en kitlesel yürüyüşüne sanat, siyaset, medya dünyasından da pek çok tanınmış isim destek verdi.

Lambdaistanbul’un ev sahipliğinde organize edilen yürüyüş, Taksim Meydanı'ndan başlayıp Tünel'de okunan basın açıklamasıyla son buldu:

İŞTE OKUNAN BASIN AÇIKLAMASI:
2013 yazında zaman ve mekan tüm anlamını yitirmişti zira kısacık bir aya bir ömür, küçücük bir parka bir dünya sığdırmıştık. Ufkumuzun ne kadar dar, çemberimizin ne kadar geniş olduğunu fark etmiştik. 2013 Onur Haftası başladığında temamız “Direniş”ti, tüm hayatımız direnişti, hala da öyle… Hepimiz birer direnişçiydik çünkü onurlu bir yaşam sürmenin yolu direnmekten geçiyordu. 2013 İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü sona erdiğinde, bir daha hiç yalnız hissetmeyeceğimizi biliyorduk. İstiklal Caddesi’ni gökkuşağı renkleriyle kaplayan onbinlerce kişi, biricik ve birlikte, öfkeli ve neşeli, tüm insanlığı kuşatan, özellikle yaşadığımız topraklarda son yıllarda daha da saldırganlaşan, adına “ahlak” denilen, “normal” denilen, “namus” denilen baskı araçlarının gölgesinde kalmamak için hep birlikte bağırdık.

Örgütlü mücadelemizin 22.yılında temas etmenin anlamı değişmişti, artık dokunmak her zamankinden daha vazgeçilmezdi. Birbirimize dayanışmayla, şefkatle, aşkla dokunduk. Birbirimizin gözyaşını sildik, karnını doyurduk, arkadaşlarımızın yasını tuttuk. Birbirimiz için sustuk, konuştuk, bağırdık. Bizi birbirimizden koparan, izole eden bu şehirde, kendimize benzeyen insanları bulmaya çalışarak geçirdiğimiz tüm o zamanı nasıl da boşa harcadığımızı gördük. Çünkü benzemeyenlerin yan yanalığıydı bazen en özgürleştirici olan.

Bu deneyimin ardından 2014 senesinde 22 senelik örgütlü mücadelemizin kazanımlarını meydanlarda görebiliyoruz. Ancak nefret tohumunun nasıl da rahat ekildiğini, hızla yeşerdiğini yıllardır biliyoruz. Buna karşı, homofobik transfobik şiddet ile mücadelemiz devam ediyor. Çok değil bundan bir yıl once anayasa yazım sürecinde AKP hükümetinin LGBTİ gerçekliğine yaklaşımını hep beraber gördük. Demokratikleşme adı altında sunulan ayrımcılık yasasında LGBTİ’leri görmezden gelmesi ise hepimizin malumu. Bugün hala yaşam hakkımız başta olmak üzere barınma ve çalışma gibi temel insan haklarımız güvenceye kavuşturulmuyor. AKP hükümetinin LGBTİ varoluşları tanımaması, hedefi olduğumuz nefret suçlarının teşviki anlamına geliyor.

Oysa bugün bir kez daha gösterdik ki bizler artık bir avuç olmaktan çıkıp kapanan gözlere, tıkanan kulaklara inat kalabalık bir haykırışa dönüştük. Şiddeti ve baskıyı nasıl da kahkaha ve dayanışmayla, el ele ve kol kola yendiğimizi akılda tutarak temas ediyoruz, yansak da dokunuyoruz. Suya sabuna dokunmamızı istemiyorlar, oysa biz biliyoruz ki bu pisliği temizleyecek su da sabun da biziz. Tartışacak onlarca meselemiz var ancak işbirliği yapabileceklerimiz onlardan çok daha fazla.Yıkmamız gereken bir zorbalık düzeni, kurmamız gereken yepyeni bir dünya var. Artık uzak durmanın değil, temas etmenin zamanı!

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti insan sadece barışa dayalı bir şekilde pozitif yaşıyorsa


Bilinmese de veya bilinse de görmezlikten gelinse de en başta travesti bilimsel olarak bir açıklama yapayım; Eşcinsellik olmasaydı canlı diye bir şey olmazdı. Canlı hayatı olmazdı yani. Canlı hayatının olmadığı bir gezegen tahayyül edin… İşte eşcinseller olmasaydı öyle bir gezegen olurdu Dünya. Çünkü doğurganlık geniyle eşcinsellik geni aynı gen. Canlı hayatı varsa eşcinsellik kaçınılmaz; eşcinsellik yoksa canlı hayatı da yok.
 
Eşcinselliğin hayata kattıkları neler? Aslında şöyle bir şey düşünmeniz bile eşcinselliğin hayata kattıklarını anlamanız için yeterli. Bir tarafta siyah-beyaz, renksiz bir hayat, bir tarafta rengarenk, gökkuşağı renklerinin olduğu bir hayat. Renk derken de sadece renklerden bahsetmiyorum; hayatın çeşitliliğini anlatıyorum. Yani egemen cinsiyetin kurallarının olmadığı daha özgür bir hayat, farklılıklara karşı daha hoşgörülü bakan, ayrımcılığın olmadığı bir hayat. Korkuların olmadığı, nefretin, şiddetin olmadığı bir hayat. Sadece sevgiyle, barışla hayat çekilmez mi dediniz; işte o heteroseksizmin bakış açısı. Sadece sevgiyle, aşkla hayat öyle bir güzel olur ki…
 
Eğer dünyaya eşcinseller hakim olsaydı, dünya daha yumuşak, daha esnek olurdu. Çünkü eşcinsellerin içinde sanata dair bir estetizm vardır. Yumuşatır hayatın sertliklerini, törpüler öfkelerimizi, dinginleştirir insanları, daha pozitif bakmalarını sağlar öfkeden arındırılmış bir beyinle. Eğer dünyaya eşcinseller hakim olsaydı, hiç kimsede iktidar olma hırsı olmazdı. Çünkü dayatma olmayacağı için kimsenin baş tutmasına ihtiyaç kalmazdı. Düşünseniz ya, iktidarın, hayatı güzelleştirmeye çalışan insanlara nasıl bir katkısı olabilir; olsa olsa bencilce çıkarına uygun nefret tohumları ekme açısından bir katkısı olabilir.
 
Hayat daha eğlenceli olur, kısacık hayata sadece yaşamak için geldiğimizi anlardık eşcinseller özgür olsalardı. Gerçekten şu anda biz hayatımızı yaşamıyoruz heteroseksüeller dahil. Egemen sistem olan heteroseksizm koymuş çıkarına uygun cinsiyetçi kurallarını, çelmiş insanların aklını; şöyle yapacaksınız böyle yapacaksınız, bu yanlış şu doğru, o ahlaksızlık şu erdemli… Yoksa cıs! Sadece bizim hayatımızı değil, kendi hayatlarını da karartıyorlar.
 
Gerçekten eşcinseller halden anlarlar. Öyle öldüresiye kinleri, öfkeleri, nefretleri yoktur. O yüzden zaten nefret cinayeti işlemezler, nefret cinayetine kurban giderler. Bu, heteroseksist dünyada korkmalarından çok, insanlıklarıyla alakalıdır. Yoksa onların da akılları var, elleri-kolları var nefret dilinden anlayanlara aynı şekilde cevap verebilecek.
 
Ben eşcinselliği hayatın üst boyutu olarak görüyorum insanlık açısından. Eğer insan sadece sevgiye ve barışa dayalı bir şekilde pozitif yaşıyorsa, hayatın da öyle olmasını istiyorsa, bu doğru bir insanlıktır. Yanlış anlaşılmasın, heteroseksüelliğe kötü demiyorum ama eşcinseller sırf cinsel yönelimlerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalıyorlarsa, % 90 küsurlarda öteki olarak görülüp ötekileştiriliyorsa… Bir şey demiyorum bu konuda. Herkes kendisi farkına varsın bir şeylerin ayırdına veya ne demek istediğim konusunda. Ben zerre kadar heteroseksüelliği anormal bulmuyorsam, sorun bende değil, benim yapıma uygun yaşama hakkımı anlayamayanlardadır.
 
Yazımı Kaos GL'nin sloganıyla bitirmek istiyorum: Eşcinsellerin özgürlüğü, heteroseksüelleri de özgürleştirecektir. Eşcinsellerle heteroseksüeller arasındaki en büyük fark, özgürlük anlayışlarındadır.
 
Haziran ayında eşcinseller caddelerde Onur Yürüyüşleriyle hayatı renklendirmeye çalışıyorlar karnaval havasında. Heteroseksüellere tavsiyem; bir gün de olsa güneş gözlüklerinizi çıkarın ve hayatın renklerini görmeye çalışın. Hayatın, doğanın renklerini gördüğünüz zaman siz de o karnavala katılacak ve hayatın, yaşamın ne demek olduğunu anlayacaksınız. Sevgiyle, saygıyla, barışla, aşkla…

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti 10 . Hormonlu Domates Ödülü yapıldı

10. Hormonlu Domates Ödül Töreni travesti dün gece (25 Haziran), İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Ödülleri Seyhan “Matmazel Coco” Arman sunarken, Ayta Sözeri ve Esmeray da gecenin sahnesine katıldılar.

Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nin homofobik ve transfobik kişi ve kurumlara ilk kez 2005 yılında vermeye başladığı “Hormonlu Domates Ödülleri”nde bu yıl Recep Tayyip Erdoğan “siyaset” dalında açık arayla seçildi.

Meclisin internet bağlantısı üzerinden Lambdaistanbul ve Kaos GL gibi LGBTİ örgütlerinin internet sitelerine erişimi filtreleme ile engelleyen TBMM “sansür” dalında hormonlu domatesin sahibi oldu.

Eşcinsel polis memurlarını en ağır disiplin cezası uygulanarak birbiri ardına devlet memurluğundan çıkartan; eşcinsel olduğu gerekçesiyle işkence altında sorgulanan polis memurlarına, tanıdıkları diğer eşcinsel memurların isimlerinin verilmesi yönünde de baskı uygulayan İçişleri Bakanlığı “kurum” dalında hormonlu domates birincisi seçildi.

“Medya” kategorisindeki hormonlu domates ödülü ise yine Yeni Akit Gazetesi’ne gitti. Ödülü IMC TV muhabiri Michelle Demishevich verdi. Kaos GL Derneğinin “Yeni Akit” davası devam ediyor.

Hormonlu Domates Ödüllerinde bu yıl tartışmalara neden olan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Gençlik Meclislerine verilecek “Genel Ahlaksız Özel Ödülü” gecede anons edilmedi.

Esmeray, “BDP gençlikle oturalım konuşalım” derken, Seyhan Arman “BDP bizimle aynı yolda yürüyen bir örgüttür” diye ekleyip geceyi sonlandırdı.
İstanbul LGBTİ Onur Haftası kapsamında düzenlenen Hormonlu Domates Ödülleri’nin sahipleri internet üzerinden yapılan halk oylaması sonucunda belirlendi. Adını, Erman Toroğlu’nun “Hormonlu domates yemeyin homoseksüel olursunuz” açıklamasından alan ödül kategorileri arasında bu yıl Kurumlar, Eğitim, Medya, Siyaset, Yaşam Alanları, Sansür, Eğlence Dünyası, Spor, Beynelminel ve Genel Ahlaksız başlıkları yer aldı.

LGBTİ’lere (lezbiyen, gey, biseksüel, trans,interseks) yönelik kamusal alanda ve medyada ayrımcı açıklamalar yapan kişi ve kurumlar belirlenip 10 yıldır Hormonlu Domates Ödülleri’ne aday gösteriliyor ve kazananlara bu ödül veriliyor.
İlk kez 2005’te verilen Hormonlu Domates Ödülleri’nin amacı kamusal alanda, medyada homofobik ve transfobik hareketlerde ve ya sözlerde bulunan kişileri, kuruluşları teşhir etmek. İlk yıl ödül kazananlar arasında Hülya Avşar, RTÜK, Mehmet Ali Erbil, Galatasaray Lisesi gibi kişi ve kurumlar vardı.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti en zorlu insan hakları meselesi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice, travesti,eş cinselleri, küresel ayrımcılık, taciz ve hatta ölümden korumanın, ülkesinin karşısındaki en zorlu uluslararası insan hakları meselesi olduğunu söyledi.

Rice, Beyaz Saray Eş cinsel Hakları Destekçileri Forumu'nda, dini özgürlük, insan hakları ve AIDS'e yönelik sağlık hizmetlerini destekleyenlere, eş cinsel topluluğa karşı küresel ayrımcılığı sona erdirmek için birleşik bir cephe oluşturmaları çağrısında bulundu.

Bu konuda dünyada kalıcı bir değişimi başarmak için herkesin canla başla çalışması gerektiğini ifade eden Rice, eş cinsel haklarının gerçekten insan hakkı olduğu mesajını güçlendirecek daha fazla sesle ön yargıları aşabileceklerini belirtti.

Susan Rice, bazı ülkelerde eş cinsel haklarını kısıtlamanın büyük halk desteği gördüğüne, bu nedenle konuya ilişkin çalışmanın zor olacağına dikkati çekerek, kültürel farklılıkların, insan hakları ihlallerini haklı çıkaramayacağını söyledi. Rice, "Hükümetler, tüm vatandaşlarının haklarını korumakla sorumludur" dedi.

Rice, ABD hükümetinin, tüm dünyada insan hakları adına konuşmaya ve engelleri aşmaya devam edeceğini dile getirerek, "Bunu yapıyoruz çünkü bu, hem manevi yükümlülüğümüz hem de menfaatimiz. İnsan haklarını koruyan ülkeler ABD için daha istikrarlı, huzurlu ve müreffeh ortaklardır" yorumunu yaptı.

Dünyada 80 civarında ülkede eş cinsellik karşıtı yasaların çıkarıldığı ve yedi ülkede eş cinsel ilişkiye ölüm cezası öngören yasaların bulunduğu biliniyor.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti transfobik devrim istemiyoruz !

İstanbul LGBTİ Derneği'nden yürüyüş çağrısıyla yola çıkan travesti Trans Onur Haftası Komitesi'nin önü Taksim Meydan girişinde polis tarafından kesildi. Polisin Taksim Meydanı'nda toplanmayı engellemesi üzerine; Fransız Kültür Merkezi önünde kalabalık topluluk yürüyüş için bir araya geldi. Polis baskısı "Polis fuhuş yap, onurlu yaşa" sloganlarıyla protesto edildi.Kısa süreli polis engellemesinin ardından Transseksüeller "Susma haykır translar vardır" sloganlarıyla yürüyüşe başladı. Dev Gökkuşağı ve Trans bayrağı açıldı.

Yürüyüşte sık sık, "Travestiyiz, buradayız alışın alışın gitmiyoruz", "Nefrete karşı ses çıkar", "Transfobik devlet yıkacağız elbet", "Tayyip kaç kaç kaç dönmeler geliyor", "Velev ki dönmeyiz, alışın her yerdeyiz" ve "Polis fuhuş yap onurlu yaşa" sloganları atıldı.Büyük bir coşkuyla yürüdüler.

Yürüyüş sırasında Grup Yorum standının önünden geçilirken ise, "Transfobik devrim istemiyoruz" sloganı atıldı. Renkli görüntülerin meydana geldiği yürüyüşe Femen üyesi bir kadın da destek verdi. Tünel’de kırmızı halı seren LGBTİ Örgütleri adına iki açıklamayı Çîrvsk Kıvılcım Arat ile Didem Sağlam okudu. Sadece son iki yılda 49 transeksüelin nefret cinayetine kurban gittiğine dikkat çeken Arat ile Sağlam, bilinen rakamlara göre 2002 yılından bu yana 70 transeksüel  öldürüldüğünü aktardılar. “ Acımız büyük” diyen Arat ile Sağlam, “ Avcılar Meis sitesinde Translara yönelik başlatılan sürgün kampanyası sonucu dövülerek Cami bahçesine atılan ve yoğun bakımda hayatını kaybeden Seda’nın davası sonuçladı. Katil müebbet hapis cezasıyla yargılanırken, sözde maktulün trans olmasını gerekçe gösteren mahkeme cezayı 15 yıla düşürdü” diye dikkat çektiler. Seda gibi yüzlerce trans kadının nefret ve trans cinayetlerini durmamaya kararlı olduklarını vurguladılar. “ Size hatırlatmayı görev edindik! Hayatlarımız ve canlarımız bu kadar değil” dediler.

Arat ile sağlam LGBTİ Örgütlerinin taleplerini ise şöyle sıraladılar“ Eşcinsel, biseksüel, trans ve intersekslere yönelen nefret suçları ile mücadelede, ‘ Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ibarelerini de bünyesinde barındıran bir nefret suçları mevzuatı oluşturulmalıdır. Trans seks işçilerini güvenliksiz çalışma alanlarına iten ve bizzat şiddetin mağduru olmalarına vesile olan “ fuhuş” ile ilgili mevzuat değiştirilmelidir. Herkesin istediği işi yapabildiği bir hayat garanti edilmeli ve LGBTİ bireylerin istihdamıyla ilgili iyileştirici uygulamalar yapılmalıdır. Seks işçiliği bir iş kolu olarak kabul edilmeli ve sendikal haklar garanti altına alınmalıdır.

Kolluk kuvvetleri ve yargı birimlerinin trans bireylere yönelik önyargılı ve ayrımcı tutumuyla mücadele edilmeli; katillerine “ haksız tahrik” veya “ iyi hal” gerekçeleriyle verilen ceza indirimleri derhal son bulmalıdır, cinayetlerin nefret boyuna mutlaka vurgu yapılmalıdır”. Sokaklarda, parklarda, barikatlarda, mahpushanelerde trans onuruna sahip çıkarak direneceğiz” dediler.

Açıklama sonrası trans bireylere taçlar takan LGBTİ örgütleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ( İBB) tarafından rant uğruna kamusal alana kapatılan Galata Kulesini işgal ettiler.

'TRANSLAR GÜZELDİR'

Saatler süren yürüyüşün ardından kalabalıki Tünel Meydanı'na ulaştı. Burada heteroseksit güzellik anlayışını dayatan, normatif güzellik yarışmalarına karşı "Alternatif Güzellik Yarışması" düzenlendi. "Translar güzeldir" şiarıyla, herkes kazanan ilan edildi

'HAYATLARIMIZ BU KADAR UCUZ DEĞİL'

Tünel Meydanı'nda İstanbul LGBTİ imzasıyla okunan basın açıklamasında ise sadece son 2 yılda 49 trans kadının nefret cinayetine kurban gittiği vurgulanarak, "Acımız büyük" denildi. "Hayatlarımız ve canlarımız bu kadar ucuz değildir" diyen İstanbul LGBTİ, trans onuruna sahip çıkarak direneceğini belirtti.

Gezi Parkı ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alan polis, Cumhuriyet Anıtı’nın etrafını da kapattı.Trans Onur Yürüyüşü’ne katılmak isteyen rengarenk kıyafetler içindeki kalabalık Galatasaray’da toplandı. Saat 17.00’de yürümeye başlayan kalabalık İstiklal Caddesi’nden Fransız Konsolosluğu önüne vardığında polis tarafından durduruldu. Gezi Parkı ve Cumhuriyet Anıtı’nı da kapatan polisler, bu noktadan sonra kimsenin geçmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Yürüyüşe katılanlar bir süre polisleri ikna etmeye çalıştı ancak başarılı olamayınca İstiklal Caddesi’nden Tünel’e doğru yürüyüşe geçti.
Oldukça renkli sahnelerin yaşandığı yürüyüşe, İstiklal Caddesi’nde yüzlerce kişi de alkışlarla destek oldu.Ankara danda bu yürüyüş için otobüslerle gelindiği bilgisi alındı.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti bir gün hatırlanıp diğer günler unutulacağız

“Sen yoksan çok eksiğiz” sloganıyla 22’ncisi düzenlenen “İstanbul LGBTİ Onur Haftası” yürüyüşüne travesti Sosyalist Eşcinsel Biseksüel Trans Hareketi "Biz yokuz siz eksik kalın” diyerek katılmadı.

Sosyalist EBT Hareketi tarafından yapılan açıklamada; "Elli kişiyle başlayıp başarısızlıkla sonuçlanan onurlu yürüyüş girişimlerinin, elli bin kişilik içi boş lumpen karnavallara dönüştürülmesini kabul etmiyoruz!" denilerek "sürdürülen mücadelenin liberallerce harcandığı" belirtildi.

İŞTE SOSYALİST EBT HAREKETİ'NİN AÇIKLAMASI:

"“22.İstanbul LGBTİ Onur Yürüyüşü” adı verilen organizasyonun düzenleyicileri “sen yoksan çok eksiğiz” sloganıyla herkesi yürüyüşe davet ediyor.

Sosyalist EBT Hareketi olarak bu davete icabet etmiyor ve “biz yokuz siz eksik kalın” diyoruz!

Elli kişiyle başlayıp başarısızlıkla sonuçlanan onurlu yürüyüş girişimlerinin, elli bin kişilik içi boş lumpen karnavallara dönüştürülmesini kabul etmiyoruz!

Biliyoruz ki, bugün “sen yoksan çok eksiğiz” diye karnaval davetiyesi düzenler, dün mücadelenin yolunu faşizm ve heteroseksizmin kurumlarıyla çatışarak açan eşcinsel ve transların arasında yoktular.

Yine biliyoruz ki, bugün “sen yoksan çok eksiğiz” diye düzenlenecek olan karnavalın önü, dün sürgün yollarında, hapsedildikleri gettolarda, kovuldukları sokaklarda ve işkence evlerinde gün geçtikçe eksik kalan eşcinsel ve transların hayatlarıyla ödedikleri bir varlık mücadelesiyle açıldı.

Şimdi bu mücadelenin mirası, Avrupa’nın keşfiyle maaşlanan liberallerce harcanılıyor!

Nasıl mı? Eşcinsel ve transların sokağa kitlesel olarak çıkabildiği yegane gün olan Onur Günü’nün içi boşaltılıyor; küfür savurmak slogandan sayılıyor; kakafoniyle tepki gösteriliyor; fuhuş meşrulaştırılıyor; danslı, kostümlü şovlar normların yıkılması kabul ediliyor; yürüyüş katılımının artması başlı başına bir hedef haline geliyor.

Nasıl mı? Bu görüntüler gerici AKP’nin uluslararası arenada demokrasicilik taslamasına malzeme sağlıyor. Dans ve şovlarla geçen; eşcinsel ve transların mahkum kaldıkları yaşama dair bir tek gerçekçi ve politik talebin dillendirilmediği bir eşcinsel-trans yürüyüşü, uluslararası arenada eşcinsellerin dahi kabul edilebildiği bir demokrasi imajı pazarlanmasını mümkün kılıyor.

29 Haziran 2014 tarihinde düzenlenecek olan Eşcinsel ve Trans Onur Yürüyüşü ile harekete egemen olan liberal eşcinsel STK’ları bir kez daha Türkiye’deki eşcinsel ve transların gerçek sorunlarını gizlemiş ve manüple etmiş olacak. Yürüyüşten arta kalan “coşkulu” ve “rengarenk” görseller, ertesi gün hiçbir eşcinsel ve transın hayatında en ufak bir değişim yaratmayacak.

Biliyoruz ki, gösteri toplumunun merkezi haline dönüşmüş bir caddede yılın bir günü artık karnavala dönüşmüş bir yürüyüş yapmak, yılın diğer 364 günü eşcinsel ve transların yabancılaşmış bir hayata mahkum olduğu gerçeğini unutturur.

***

Onur Yürüyüşü’ne katılım oranının kendinden menkul bir hedef haline getirilmesine, Onur Yürüyüşü’nün içi boş bir karnavala dönüştürülmesine, Onur Yürüyüşü’nün eşcinsel ve transların gerçek sorunlarını gizlemenin politik bir aracı haline getirilmesine karşı dikkat çekmek için Sosyalist EBT Hareketi 29 Haziran 2014 tarihinde düzenlenecek olan Eşcinsel ve Trans Onur Yürüyüşü’ne katılmayacak!

Tüm dostlarımızı bu tartışma doğrultusunda yürüyüşe katılmamaya çağırıyoruz!

Anlamlı bir yokluğu, anlamsız bir çokluğa yeğliyor ve “sen yoksan çok eksiğiz” diyenlere karşı “biz yokuz siz eksik kalın” diyoruz!"

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti devlet memurluğundan alındı

'Eşcinsel travesti memurlar hemen ayıklanır'

Eşcinsel olduğu için disiplin soruşturmasıyla görevine son verilen polis memuru F.E., kararın düzeltilmesi için yargıya başvurunca İçişişleri Bakanlığı’ndan şu yanıtı aldı: ‘Kanun bu tür memurların ayıklanmasını öngörmüştür’
Cinsel yönelimi nedeniyle başlatılan disiplin soruşturması sonucu görevine son verilen polis memuru F.E., idari kararın düzeltilmesi için yargıya başvurdu. Başvurduğu her mahkemeden ret kararı alan F.E.’nin Danıştay’a yaptığı itiraza ilişkin görüş sunan İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavir Yardımcısı ise yazısında skandal niteliğinde ifadelere yer verdi. Bakanlık bürokratı,  “Kamu hizmetinin gerekli saygınlığı yitirmiş memurlar eliyle yürütülmesi bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına neden olabileceği kuşkusuzdur. Kanun böylesi bir tehlikenin zuhurunu önlemek için müsebbiplerinin devlet memuriyetinden çıkarılması suretiyle idare aygıtından bu tür memurların ayıklanmasını öngörmüştür” dedi. Danıştay Tetkik Hakimi’nin “özel hayat” itirazına rağmen F.E.’nin talebi oy çokluğuyla bir kez daha reddedildi.

‘UTANÇ VERİCİ HAREKET'
Burcu Karakaş'ın Milliyet'teki haberine göre, İstanbul’da görevli polis memuru F.E. hakkında 2009’da çocuk pornosu bulundurduğuna dair ihbar yapıldı. İhbar üzerine evi basan polisler, F.E.’ye ait bilgisayara el koydu. Fakat ihbarın asılsız olduğu ortaya çıktı ve takipsizlik verildi. Ancak, bilgisayar kayıtlarında F.E.’nin eşcinsel olduğuna dair belgeler bulununca hakkında disiplin soruşturması başlatıldı. Soruşturma neticesinde, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, F.E.’nin “memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçu işlediği gerekçesiyle devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verdi. Polis memuru, bu karar üzerine işlemin iptali istemiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Ancak mahkeme, verilen cezada mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak davanın reddinde karar verdi.

Bu karar üzerine F.E., Danıştay’a temyiz talebinde bulundu. Temyiz talebini inceleyen Danıştay 12. Dairesi’nin 8 ay önce talebi reddetmesi ve kararı onaması üzerine E.’nin avukatı Fırat Söyle dosyayı karar düzeltme talebiyle tekrar Danıştay 12. Dairesi’ne taşıdı.

Danıştay Tetkik Hakimi Şevket Polat, F.E.’nin görevine son verilmesine gerekçe gösterilen fiillerin, Anayasa’nın 20. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca “özel hayat” kapsamında bulunduğunu ve disiplin suçu teşkil etmediğini savunarak, yürütmenin durdurulması yönünde görüş bildirdi. Ancak, daire üyeleri oybirliği ile, “ileri sürülen hususların kararın yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı” gerekçesiyle durdurma talebini reddetti.

‘REŞİT BİR BAYANLA YAŞIYOR'
İçişleri Bakanlığı da, karar düzeltme talebine ilişkin yazdığı yazıda, F.E.’nin devlet memurluğundan çıkarılmasına neden gösterilen gerekçelere yer verdi. Bakanlık Hukuk Müşavir Yardımcısı Adnan Türkdamar tarafından kaleme alınan yazıda, F.E.’nin eşcinsel olduklarını kabul eden 2 erkekle kimi dönemlerde aynı evde kaldığı gibi detaylar  belirtildi. Ayrıca, F.E.’nin, ''bir bayanla aynı evde birlikte yaşaması” da “yüz kızartıcı ve utanç verici fiil” olarak değerlendirildi.

Bakanlığın yazısında, ayrımcılığa karşı yapılan itiraza da şu yanıt verildi: “Kanun, kamu görevinin inanılır, güvenilir, toplum nezdinde itibarlı ajanlar eliyle yürütülmesini amaçlamıştır. Kamu hizmetinin gerekli saygınlığı yitirmiş memurlar eliyle yürütülmesi bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına, kişi-idare ilişkilerinde arzu edilmeyen olumsuz bazı gelişmelere neden olabileceği kuşkusuz olup, kanun böylesi bir tehlikenin zuhurunu önlemek için önlem almış ve müsebbiplerinin devlet memuriyetinden çıkarılması suretiyle idare aygıtından bu tür memurların ayıklanmasını öngörmüştür.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Travesti bizleri yok sayanlara inat onur yürüyüşü

Sistematik devlet yapısının travesti bireyleri yok sayması ve ayrımcılığa tabi tutması, medyanın nefret söylemlerine devam etmesi, LGBTİ bireylere karşı olan nefret suçlarını da arttıyor. Erkek egemen zihniyetin ortaya çıkarmış olduğu nefret sadece LGBTİ bireyleri değil; kadınları da, Kürtleri de, Alevileri de katletmeye devam ediyor. LGBTİ bireyler görünürlüğünü arttırıp, artık bu nefret sistemine ve tekleştirme sistemine karşı politik alanlarda da yerini alıyor. ‘FAİLİ DEVLET’ LGBTİ onur haftası yürüyüşü, Türkiye'nin metropol şehri İstanbul'da, ilk kez 2003 yılında Haziran ayının son haftası yapılmaya başlandı. Yaklaşık 30 kişiyle başlayan yürüyüş, 2010 yılında 5 bin kişiye ulaşmasıyla birlikte artarak, 2011 yılında 10.000 kişiye ulaşmayı başardı. LGBTİ onur yürüyüşü, 2013 yılında Gezi sürecinde LGBTİ bireylerin görünürlüğünü arttırması ve daha bir politikleşmesinin de etkisiyle yaklaşık 100.000 kişiyle gerçekleştirildi. Gezi sürecinde en ön saflarda yer alan ve renkli sloganlarıyla dikkatleri üzerine çeken LGBTİ bireyler, bir yandan da politik mesajlar veriyordu. Bu sene yine sloganlarıyla politik mesaj vermeye devam edecekler: FAİLİ DEVLET! Sistematik devlet yapısının kendinden olmayanları katlettiğinin, yok saydığının, tekleştirme politikası izlediğinin bilincinde olarak, bu sene hep bir ağızdan ''Faili Devlet'' diyeceğiz. Çünkü bu sistematik devlet yapısının temelinde nefret yatıyor ve bu nefret sadece LGBTİ bireylerini öldürmüyor. Diyarbakır'da; Roşin’i, Medeni'yi, Ramazan'ı, İstanbul'da Berkin'i ve Çağla'yı katleden zihniyetin temelinde de, nefret olduğunu asla unutmamamız gerekiyor. Ayrıca, bu yıl 5'incisi düzenlenecek olan Trans Onur haftası kapsamında bir yarışma düzenleniyor. BUT TRANS Toplum tarafından dayatılan güzellik algısını reddeden LGBTİ aktivistleri, bu yarışmada BUT TRANS'ı seçeceklerini belirtiyorlar. Trans cinayetlerinin politik olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Trans cinayetlerinin de, Transların bedenleri üzerinden gerçekleştiğinin farkında olmamız gerekir. Bu yarışmada verilecek olan mesaj da asıl olarak bu. İstiyoruz ki, bu mesajlar artık gereken yerlere gider. Bu yıl 5'ncisi düzenlenecek olan Trans Onur haftası yürüyüşü, 22 Haziran Pazar günü, 17:00'da Taksim Meydanı'ndan, Tünel Meydanı'na kadar gerçekleşecek. Yürüyüşte, Soma'da yaşamını yitiren işçiler ve Gezi şehitleri de anılacak. Ardından 29 Haziran Pazar günü büyük yürüyüş olarak nitelendirilen, LGBTİ onur haftası yürüyüşü gerçekleşecek. Nefretin her türlüsüne ve katliamlara, asimilasyon politikalarına ses çıkarmak için herkesi bu yürüyüşe bekliyoruz.

Travesti kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın